kendimizi herkese sevdiremeyiz. bunu kabullendik diyelim. peki kimlerin bizi sevmesini önemsemeliyiz?
bizi sevenler mi daha önemli yoksa bizim sevdiklerimiz mi? 

biri bir ışık yaktı diyelim, hevesliyiz. biz ona ısındık. o da bizi sevsin diye olduğumuz kişinin bir-iki tık üstüne çıkmalı mıyız yoksa olduğumuz kişi mi olmalıyız? demek istediğim şey ona hep rol yapalım da bizi sevsin değil. onun da aklında "acaba mı?" ihtimalini oluşturabilmek adına, yani kendimize bir yol ayırabilmesi adına birazcık şekilden şekile girilmeli mi? 

asla taviz vermediğimde içimde ufaktan bir sıkıntı oluşmuyor değil. acaba öyle mi yapsaydım, böyle mi deseydim diye. ama bu şekilde düşününce de bu ihtimaller hiçbir yaşanmışlık karşısında değişmeyecek. bu sorular değişmeyen mutlak sorular. 

birazcık farklı davrandığımda ise aslında onunla iletişimde olan kişi ben değilmişim gibi hissediyorum. oradan da hop ben aslında kimim sorusu çıkıyor karşıma. 

bazen çok sevimliyim, bazen çok katıyım. acaba aslında hangisi gerçek ben? düşünüyorum bunları ben. aslında neredeyse hiçbir şeyin "kesin" diye nitelendirelemeyeceği dünyada ben her şeyin net olmasını istiyorum. 
var ya da yok. 
evet ya da hayır. 
şu an ya da hiç. 

bir şeyi istiyorsam bunu kesinlikle bilmeliyim bir şekilde. bir şeyi istediğim için seçmeliyim, yapmalıyım. istediğim şeyin istediğim şey olduğuna karar veremediğimden hiçbir şey yapamadığım anlar oluyor. çünkü belirsizliği sevmem ve net bir şeyler görmeden hareket etmek bana çok riskli geliyor. birini seversem onun için her şeyi yapabilirim ama sevdiğime karar vermek çok zor. hadi bu duygusal konular çok karmaşık ve işin içine girdiğin zaman çok başkalaşabilir o yüzden başka bir örnek vereyim. 

canım kahve istiyor. bu net. peki canım dışarıda kahve içmek mi istiyor yoksa evimde mi? asıl istediğim kahve olduğu için ikinci soruyla muhatap olmak ve yine bir karar verecek olmam beni rahatsız ediyor. dışarı çıkmak mı doğru yoksa evde içmek mi? ya da buna da karar verdim diyelim ve dışarı çıktım. ya çıktığımda evde kalmak daha doğruymuş gibi gelirse? diğer seçeneği kafamdan silemediğim zaman dışarı çıkmam bana hiç keyif vermiyor ve amacımın kahve içmek olmasına rağmen bu amaca ulaştığımda beklediğim hazzı alamıyorum. tüm diğer sorular, benim o anımı piç etmeme sebep oluyor. 

bu da bir süre sonra artık karar vermekten kaçma, hiçbir şey yapmama ve bu yüzden hayatını kısır döngüye almana sebep. baya bildiğin tüm dünya değişirken sen hep stabil kalıyorsun. bunlardan sebep de mutlu olamıyorsun ya da huzurlu hissetmiyorsun işte o hisse ne derseniz artık. sorumluluklarınız olmasın, başkası sizin yerinize karar versin istiyorsunuz. kendinizden de uzaklaşıyorsunuz bu sebeple çünkü ne istediğinizi ve bunu nasıl istediğinizi bulmak sizi yeterince yoruyor ve vazgeçiyorsunuz. 

e hayatınızdaki insanlar da sabit kalmıyor illa ki. çevreniz değişiyor, var olanlar da değişiyor kendi içlerinde. çünkü zaman değiştirir. bazen yanınızdakileri değil de yeni birilerini istersiniz. çünkü kendinizde kendiniz için uğraşacak hevesiniz pek kalmadığında yeni birinin heyecanlıyla bir şeyler yapma ihtimaliniz vardır. bu yüzden başkalarında şansınızı denersiniz ki buradan da yazının en başındaki konuya varıyoruz. bana kalırsa bu his durumunda olanlar için sizin sevebileceğiniz insana kendinizi sevdirmek daha önemli olmalı ve bu durumda da belki tepkilerinizi bir-iki tık değiştirebilirsiniz. çünkü amaca bakarsanız kendiniz için bir şey yapmaya çalışıyorsunuz ve sevdiğiniz birinin hevesinizi arttırması için sizin de bir şeyler yapmanız gerekir. e nihayetinde kimse yoktan yere yolda gördüğü boş tabağı alıp, onu doldurup sizin için onu size geri getirmez. 

bir şey yapabilmek için bile bir şey yapmanız gerekiyor. o şeyin ne olduğunu belirlemek ise tamamen ruh halinize bağlı sanırım. anı yaşayabilmek çok önemli olmalı. çünkü yaşayamadığınızda hayat gerçekten içinden çıkılamaz bir hal alıyor. kim bilir belki bir gün ben de anı yaşayabilirim de buraya anı yaşamakla ilgili düşüncelerimi yazabilirim. umarım... kararsızlıktan ölmezsem tabi. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

doğruluktaki yanlışlık.

takıntılıyım.