öyle bi' durum

öyle bi' durum ki boş vermişliği bile boş verdim. nötr bile değilim. boşlukta da değilim,boşluk benmişim gibi. yokmuşum gibi. 

beden var,bi' de ruh. 

ikisi de birbiriyle bağlantılı.
ama şöyle bi' şey var;
bedenimize zarar verdiğimizde bunun belirli sınırı var.
çok zarar ölüme kadar gidiyor ve ölümle son buluyor.
ruhta öyle bi' şey yok.
acının sınırı yok,mutluluğun sınırı yok. 
"tamam daha fazlası olamaz artık" diyorsun hayat sana inat hooop daha fazlasını veriyor. onu da çekiyosun mecbur.
ama ben de o da yok gibi. hissiz değilim hisli de değilim. 

belki de o kadar çok hisliyim ki bunu anlayabilecek durumda değilim. 

YA SİZE OLMAYAN Bİ' ŞEYİ NASIL ANLATABİLİRİM Kİ?
baya bildiğin yok. bi' şeyin olumsuz hali değil bu. hiçbir şeyin hiç var olmaması hali.

size de şey oluyor mu? böyle seni bi' labirentin içine koyduklarını söylüyorlar ve çıkmanı istiyorlar. deliriyorsun,çıkamıyorsun,duvarlara çarpıyorsun falan. sonra bi' şey dank ediyor kafana bi' bakıyorsun aslında labirent falan yokmuş. olmayan şeyin içinde sıkışıp kalmışsın meğer onca zaman. işte sonrasında ise..

sonrası falan yok.
her şeyin bi' sebebi var. 
sebeplerse seni sonuca götürüyor.
sonuçların sebeplerini,sebeplerin sonuçlarını derken yıllar geçiyor.
bi' bakmışsın karakterini oluşturmuşsun.

benzer sebeplerle benzer hatalar yapan kişiler de birbirine benzer mantığıyla hayatımıza aldığımız insanları kendimize daha yakın buluyoruz. bizi daha iyi anlar sanıyoruz. sonra karşımızdan farklı bi' tepki aldığımızda hayal kırıklığı yaşıyoruz. "ben yapmazdım,o neden yaptı acaba" oluyor insan.

ama unutuyoruz ki herkes hatalarını farklı bi' şekilde sonuçlandırır. 

bir doğrunun iki insanı aynı yere götürmeyeceği gibi bir hata da kimseyi aynı yerde toplayamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

doğruluktaki yanlışlık.

takıntılıyım.

en büyük ceza.