zincirleme.

geçen gün aynada karşılaştım kendimle.
gerildim.
çünkü bu olay başkasının gözünden kendimi görmekten çok farklı.
kendimle konuşurken çatışmalar çıkıyor beynimde.
onları dindireyim derken eziyorum/kırıyorum bi'şeyleri.
bazen de karşımdakini.
dilimin ucundakilerle,nesnelere çarpan seslerimin anlamları arasında büyük farklar var.


bi' şekilde halkalardan oluşan zincirler sıraya konuluyor,bazen de sırayla kovuluyor. 
halkadan bi'kaç zincir çıkarttığında yerine yenisini bulabilmek zor.
hele de benim gibi yardım istemiyorsanız. 
hadi diyelim ki yenisini bulduk. yeni birini aldım yani hayatıma. 
sen öyle hayatın devam ederken belli bi' noktaya koyduğun halkaya güvenip yola devam etmek o kadar riskli ki..
güven boşa çıktığında o zinciri boğaza dayayasım geliyor benim,ki yapıyorum da. 

insanlara değer verdiğimizi göstermek zor değil,karşımızdakinin bunun anlaması da über zor bi'şey değil.
önemli bi' noktaya sahipseniz birinin hayatında,kendiniz kadar onun hayatını da düşünmek zorundasınız. 
çünkü kimseyi yolun ortasında tek bi' halka için geriye döndürme hakkınız yok. 
kimse için geri dönmeye de gerek yok.

zaman kavramı geçip geri dönmemekle meşhurdur. 
ve siz her geçen saniyeyle beraber insanların hayatlarındaki sürenizde değişimler yaparsınız.
bazen saniyeler geçtikçe süreniz uzar,bazen ise geçen bir saniye yaşayacağınız 1 yılı siler atar.

ben hep kendimle konuşmaktan kaçan biriyim,en başta söylediklerim bu nedenlerden birazı.
kendinden kaçan birinin sözüne ne kadar güven olur bilmiyorum ama başkalarından kaçmayın.
hani klişeler vardır ya hep. şu an değer verdiğiniz insana gidin ve içinizden geleni söyleyin diye. işte onu gerçekten yapın. 
çünkü o an söylediğiniz küçücük bi' şey halka tam kopacakken onu daha da sağlamlaştırabiliyor. 
ve kabul etmek gerekirse kimse yalnızlıkla başa çıkamıyor. yani her zaman başka halkalara ihtiyacımız varken,böyle küçük şeyleri yapmak zor olmamalı. 
bilemezsin belki de yüzeysel gördüğünüz noktaların ortaları derindir. ve bitiş noktaları kalbimizin en önemli noktalarının başlangıçlarıdır. 

Yorumlar

  1. Her nekadar çabalasa da insanoğlu elbet biryerde ne gücü ne de tahammülü kalıyor her seferinde yüzüne tokat gibi yapışan umursamaz tavırlı cevaplardan. Her nekadar şahlandırsada atlıkarınca tadındaki duygularını; biri gelip bilyalı arabasının tekerine sokuveriyor alaycı çomağını. Geriye dönüp bakmaktan bile utanır hale geliyor insan böyle zamanlarda. Gurur denen illetin doruk noktaşarında buluveriyor ruhunu. Ne ah etmeye yüzü kalıyor nede vah etmeye mecali. Üstüne benzin dökülmüş kesi yavrusu gibi hissediyor kendini. Soğuk sokaklarda gezip dolaşırken sıcaktan korksr hale geliyor. Önce göz yaşlarıyo ıslatıp üzerindeki benzini temizlemeye çalışıyor. Heryana bulaştığını görünce büsbütün çıkmaza giriyor aklı. Mantığına sığdıramadığı duygularını inkar etmekten başka bir umut kapısı kalmıyor elinde. Ne gördüğünde kalbini tekleten gözler geliyor aklına nede dokunmaktan bile aciz olduğu kadife tene dokunuşunu hayal ettiği gece yarıları. Bazen öyle işte ! Ne ısrarcı sözler fayda ediyor kalbinde umudunu yeşerttiğin aşka nede milyonlarca kalpli göz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

doğruluktaki yanlışlık.

takıntılıyım.

en büyük ceza.