Ana içeriğe atla

yön vermeli. mi acaba?

kararlar. 

     mutluyken ve mutsuzken alınan kararlar.
       çaresizlikten alınan kararlar.
     vazgeçilen kararlar.

hangisi daha etkili hayatımızda? hangileri yön veriyor hayatımıza?

    tanınabilecek o kadar çok insan var ki dünyada. ben seçemiyorum,bilemiyorum. tamam diyorum "bu işte." 
başlanıyor bi' şekilde ama bitişini görmek,istediğinin o olmadığını görmek daha da yalnızlaştırıyor. "tanımak istemiyorum ama bence tanımalıyım" dediklerim oluyor illa ki,bu sefer de içimden gelmediği için kısa soluklu oluyor.

     
       istenilenler listesi ---> a,b,c,d
          istenilmeyenler listesi ---> e,f,g,h
       karşındaki insanlar ---> x,y,z ????

bi' yerden yakalayınca devam edilmeli düşüncesi var bende. eksiler artıları geçene kadar zaman veriyorum iletişime. aslında ben bi'çok şey deniyorum ama sonuçlar hep negatif oluyor. çok irdelemeyince yeterince değerli olmuyor,çok irdeleyince zaten hiç olmuyor. bazen diyorum başkası gelse de benim yerime karar verse öyle devam etsem. görücü usulünü onaylar gibi oldu bu da ya insanın aklındakini anlatması çok zor cidden. 

her yazımda bi' sonuca varıyorum,bazen akıl veriyorum aklımca ama bu yazımda bi' sonuç olmayacak çünkü henüz noktasını koyamadım bu konunun. belki bi' gün güncellerim bu yazımı. belki tabii..


bizden giden insanlara "hoşçakal" deriz. bize gelen insanlara ise "hoşgeldin." peki bize hoş gelen insana hoşça kal diyerek başkasına hoş gitmesini onaylamış olmaz mıyız? ya farkında değilsiniz hiçbir şeyin ya da... ya da neyse. ben benim dünyamda bencilim ve kalbim bazen düşünmemi engelleyecek kadar sıkışıyor. 

Yorumlar

  1. bazen de bize hoş gelen insanlara hoşgeldin diyemeyiz hoşçakal dememiz gerekenlere kalbimizi açarız kelimeler kifayetsiz kalır... peki ya sen İrem tanıdığın insanın bitişini gördüğünde yalnızlaşıyor musun? Bence yeni insanları daha da iyi tanıman için şans kapını çalıyor olmasın?

    YanıtlaSil
  2. Bu yazıyı okuduktan sonra aklıma gelen bir şarkının sözlerini seninle paylaşmak istedim.

    Bir hayale adanmış, yarım bir öyküyüz.
    Arar ve sorarlar, yokuz ki sürgünüz.
    Hangimiz ters, hangimiz düz, hangimiz yaz, hangimiz güz?
    Meçhul bir dörtlüğüz.

    En değerli armağan aşk, hayatta gördüğüm.
    Garip bir hediye, kurdelası kördüğüm.
    Boğuştuğum ilmik, çözülmez niyetli.
    Bu boşluk yaşantıma, ilkokuldan meyilli.

    Benim samimi dostum, kafamdaki duygularım,
    Maalesef munferitim onların da canı sıkkın.
    Aşina değildin, lüzumsuz kinaye.
    Amiyane bi tabir, hep aynı terane.

    Bir hayale adanmış, yarım bir öyküyüz.
    Arar ve sorarlar, yokuz ki sürgünüz.
    Hangimiz ters, hangimiz düz, hangimiz yaz, hangimiz güz?

    Ah ! İstemekle olsaydı her istek,ve yerine gelseydi içinden geçen dilek tadından tuz biber çalınırdı,hayat koca bebek.

    Gel gel, geçelim konunun en hakiki merkezine.
    Ve aşka dalalım ve nakşa geçelim.
    Kendimize güvenli bir yol seçelim,
    Bulana kadar toprak eşelim. Bir gün sen de ağlayacaksın be neşelim.

    Sonuç olarak ; a+b+c+d = e+f+g+h =/ x+y+z+ ???

    Kararsızlık en kötü çözümsüzlük.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

en büyük ceza.

bi' insana verilen en büyük ceza ne olabilir?
yalnızlık?
sevgisizlik?
aşk olmayan bir hayat?

bi' insana verilen en büyük ceza umutsuzluktur. umutsuz kalan bir insanın yapabileceği hiçbir şey yok. hiçsizliği umutsuzluk olarak benimser. umutsuzluk hiçsizliktir. ne uyanmaya,ne yaşamaya,ne yarına umut beslenmez. 

kaybedecek hiçbir şeyi olmayandan korkulur derler. kaybedecek bi' şeyi olmayan biri bile savaşa girmeyi ve onu kazanmayı umut eder. ama umutsuzsanız savaşa bile girmezsiniz. asıl zarar karşıdakine değil de hep kendinedir. kendine ihanet eder. kendinden vazgeçer.

siz hiç kendinizden vazgeçtiniz mi?
ama böyle bir iki fedakarlık yaptığınız aşk dolu maceralarınızdan bahsetmiyorum.
kendinizi karşıya koyup ona hoşçakal dediniz mi?
aşka,alkole,güneşe,insanlara değil de kendinize karşı umudunuzu yitirdiniz mi hiç?

o kadar şey yaşayıp,o kadar şey düşünüp,kendinizi tanıdığınızı zannedip asla dile dökemediğiniz oldu mu? konuşmaya çalıştıkça tüm kelimeler birbirine dolandı mı hiç?

yanlışlar…

hazine.

kimseyi istediğim gibi hayatımda tutamayacağımı kabullendim. 
herkesin kendi tercihleri olduğunu ve kimsenin yanımda olma mecburiyeti olmadığını anladım. kimseye mecbur olmadığımı, öyle ya da böyle yola devam etmem gerektiğini öğrendim.
atıyorum " x " kişisi hayatımdan çıktığında, yanımda kimse olmasa bile her şeye yeniden başladım. "hayatım güzel, o hayatımda olsa daha güzel olurdu ama değil" diye diye devam ettim. 
insanların damarına basıldığında bir şeylerin eksildiğini, ikna etmek yerine onu kaybetmeye başladığımızı fark ettim. birini kırk kere aradığınızda bunun verdiğiniz değerle değil de aslında kendi iç savaşımızla ve kendimizi yenmek istememizle alakalı olduğunu düşünmeye başladım. 
böyle böyle hayatıma ve kendime bir şeyler katmaya başlarken, arkasından duygularımı kontrol edebilmeye başladım. başlarda baya faydası vardı, iç huzuruma. uzun zamanlar geçti, hayatımdan insanlar gelip geçtiler. sonra bir gün mutlu olmam gereken, sevdiğim bir ortamda mutlu olmadığ…

takıntılıyım.

her ne kadar aksini iddia etsek de bilim ve topluma göre normal olmayan şeylere sahip olduğumuzda bu durum hoşumuza gidiyor. obsesif kompulsif problemi olanlar bundan her ne kadar nefret etse de bunun onu ön plana çıkardığını düşünüp bunu belirtip, kendisine daha farklı bakılmasını istiyor. 

takıntılarımız yani dikkat ettiğimiz ve bir şeyin kendimize göre olanını istiyor oluşumuz, bizi farklı yapıyor diye düşünüyoruz. bu yüzden bunu her fırsatta belirtme ihtiyacı duyuyoruz. bizim söylediğimiz şeye dikkat edilsin, e düzen de biraz buna göre olsun istiyoruz. her ne kadar bu durumdan kopmak istesek de aslında içten içe bundan hoşlanıyoruz. 

herkesin bir problemi var, genele baktığında kimse "normal" değil. bu sınırlar içinde mutlu olmaya çalışırken biriyle oturup muhabbet ettiğinizde konu takıntılara geldiğinde sorsan bir çok şeye dikkat eder, katı kuralları vardır ve bunların dışına çıkmaktan hiç hoşlanmaz ve o sınırlara girilmesine de izin vermez. ama hayatını dinlediğinde bir …