her zaman da güçlü kalınmıyor be. 

dışarıdan çok sağlam gözüken duvarların ardında yaşanan iç savaşı duymuyo kimseler. kaç kişiyi öldürüyorum gün içinde içimde,kaç kişiyi sınır dışı ediyorum geri gelmesin diye. kaç kişiden vazgeçiyorum sonra vazgeçmekten vazgeçiyorum. bazen duvarlar içinde çok yalnız kalıyorum ölecek gibi oluyorum,bazen ise yalnızlık bile çok kalabalık geliyor. 

o kadar uğraşıp inşa ettiğin duvarlar kalbine batıyo bazen. kanadıkça daha derine iniyo,yerleşiyo oraya. bazen güvende hissederken bazen de yoruluyosun sürekli korumaktan,tetikte olmaktan.

düşünüyosun böyle. "benden daha güçlüsü gelse de bi anda yakıp yıksa tüm duvarları,ona emanet etsem içimde sakladıklarımı" diyosun. gözlüyosun ama gelen de yok. kendini koruyarak en büyük zaferi kazandığını düşünürken kendi içinde kaybettiğini hissettiğinde tökezliyosun bi miktar. yıkıntıların artıyo,yine sana daha fazla iş düşüyor. 

ağlarsan rahatlarsın diyolar ya bence insan ağladıkça boğuluyo içten içe. kalbindekiler ve sakladıkların o gözyaşlarıyla akıp gidiyo ve sen boğulmaktan kurtulmak için tutanacak bi şey olmadığını fark ediyosun. yani demem o ki her zaman güçlü olmak yetmiyo bazen de güçsüz olmak için savaşıyosun kendinle. işte bu da benim iç savaşım. kazananın da kaybedenin de kendim olduğu bi iç savaş. 

Yorumlar

  1. Fena değil tospa. https://m.youtube.com/watch?v=CI-mSNugAfM&feature=youtu.be

    YanıtlaSil
  2. İğrenç bir yazı sendende anca bu beklenirdi ıyy

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

doğruluktaki yanlışlık.

takıntılıyım.

hazine.