bugün bi cafedeydim. önemi var mı bilmem ama 4 kişiydik toplam. bi’ şekilde konumuz aşka ve çekilen acılara geldi. ve herkes gibi onlarda yaşadıklarını anlatmak için can atıyolardı. sanki savaşıyolardı birbirleriyle; “benim acım daha büyük.” şeklindeydi bakışlar. sustum,herkes anlatırken ben sustum. konuşasım yoktu pek,uykum da vardı. sigaramı içiyordum. sanki o an uzaklaştım ruhen o ortamdan. düşündüm karşı taraftaki üzerinde cemal süreya’nın sözü yazan çerçeveye bakarak. bi’ an benim de anlatasım gelmiş miydi bilmiyorum ama sanki anlatmaya kalksam kimse anlamayacaktı beni. ben hepsinin çektiği acıları gözümde canlandırıp,kalbimin büzüştüğünü hissetsem bile onlar benim tek kelimemi anlamayacaklar gibiydi. o kadar hisli duyguları tahmin edemezlerdi bence. hiç acı çekmemiş,hiç üzülmemişim gibi sanki hayatımda,sigaramı içmeye devam ettim. anlatılanlara tamamiyle random bi’ şekilde gülümsüyordum,şaşırıyordum,üzülmüş gibi yapıyordum. acaba onlar bu acıları çekip de büyümüşler miydi? insanları tanımışlar mıydı? sevginin seni gökyüzüne çıkardığını sandığın anların bi’ seraptan ibaret olduğunu anlamışlar mıydı? bence hayır. onlar sadece acılarını pazarlıyolardı. onlar acılarına başlıklar koymuşlardı. kimisi “aldatmak” diyodu,kimisi “ilgi yokluğu”,kimisi “soğuma”... düşündüm acılarıma başlık koymaya kalksam ne koyardım,ne koymalıydım? beni mutlu eden bi’ başlık bulamamış olmamdı. başlık koyarsam kısıtlayacaktım acımı,bazı parçalarını kesmek zorunda kalacaktım ve o acı benim acım olmayacaktı artık. bi’ fırt daha aldım sigaradan.

güzel doğum günü mesajı yazarım,göz yaşartabilirim. ama böyle yazıları beceremem,zaten uzun zamandır da yazmıyorum. sadece belirli anlarımı böyle not ederek ölümsüzlüklerini istiyorum. yukarıda ne anlatıyorum,ne anlıyorsunuz,bi’ konusu/bi’ başlığı var mı bilmiyorum. zaten başlıkları da pek sevmem bilirsiniz. ama benim bugün öğrendiğim hayattan; ne kadar sevilmese de bazıları tarafından,sigara bazen gerçekten sırdaşınız olabiliyor. dumanı bile size bişiy anlatmak ister gibi geliyor insana. başkasını önemsemeyen insanlar; pardon,ateşinizi alabilir miyim? teşekkürler. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

doğruluktaki yanlışlık.

takıntılıyım.

hazine.